DETAY

Notice: Undefined index: manset in /home/u769896278/domains/muhammedtiyek.com/public_html/include/index_eser_oku.php on line 21

Notice: Undefined index: duyuru in /home/u769896278/domains/muhammedtiyek.com/public_html/include/index_eser_oku.php on line 22
SEN , BEN VE SELİM
...

Zamanım yetmeyecek kendimi anlatmaya. Saat çoktan on ikiyi vurdu bile, ne çabuk geçiyor zaman. Ah dostum, sana neler anlatacağım oysa şu zaman fırsat verse. Büyüdük içimizde kaldı çocukluk. Koşturmalarımız, gülüşlerimiz birer birer düşer aklıma, yalnızlıklarımda gülümserim kimi zaman, ağlarım kiminde. Ne güzel günler geçirmişiz. Zamanı ne güzel de paylaşmışız seninle. Bak on ikiyi geçti bile saat. Anlatmak istediklerimi toparlayamıyorum bir anda, hepsi aklımda. Evet, evet yorgunum biraz, bundan da saati bu kadar önemser oldum ya…

Eski çevikliÄŸim de kalmadı tabi. Uykum geliyor saat on ikiyi geçince. Taşındım ziyaretime geldiÄŸin yerden epeyce oldu dimi sahiden. KeÅŸke yine gelsen, otursak şöyle sana en sevdiÄŸinden kaçak çay demlesem. Her bardakta muhabbet daha da koyulaÅŸsa, demlikte bekleyen çaydan da koyu olsa. Hem balkonumda var artık. Sen oldun bittin çok severdin balkonu. Hani gülsüm teyzelerin üçüncü katında, otururduk sen, ben, selim sabahlara kadar gelecekten bahsederdik. O zamanlardan bilirim, balkonda muhabbet etmeyi sevdiÄŸini. Bak içim nasılda tuhaf oldu. Sanki küçük bir karınca kalbime kondu. KardeÅŸim derdik seslenirken. Sahi ÅŸimdi gelsen yine o günlerde ki gibi içten, sıcak kardeÅŸim. Dermisin bilemiyorum, iÅŸlerin nasıl gidiyor. Evlendin mi? Yoksa çocukların mı var. Beni az çok tahmin ediyorsundur. Boyun çokta uzamadı. Birkaç santim daha hepi topu. senin omuzlarına gelirim artık, saçlarım uzun kestane rengi oldular. Gerçi güneÅŸ açtı rengini dedi. Bizim mahallenin assortik aşüftesi hale. Pek bilmem ben bu iÅŸleri de neyse. Bıyıklarım o günlerden esersiz. Gür ve sıkça, hani kardeÅŸim bakardın ya gözlerime gelecekten bahsederken ben uçsuz bir mavilik görürken sen toprak kadar koyu kahverengi gözlerime anlatırdın. İçinden gelenleri, saatlerini harcayıp gözlüklerin mahpusluÄŸuna kavuÅŸturduÄŸun gözlerinin okuduklarını, anlatırdın bize. İlk günkü gibi aklımda kimi anlattıkların. ‘’Yorulmadıkça, terlemedikçe ekmek yoÄŸrulmazmış’’ o günlerde bizden ne de büyükmüşsün düşüncelerinle. Yeni anlamaya baÅŸladım sözlerinin çoÄŸunu. Sahi nerelerdesin? Bak saat on ikiyi çoktan geçti bile, çok dünler bıraktım arkamda. Yaşım altmış sekizi bugün geçti. Yarınlara sarıldım urganlık iplerle. KardeÅŸim demeni ne çok isterim bir kez daha o ÅŸiir tonu sesinle. Zaman hain, zaman kahpe, zaman dost, zaman kalleşçe yolumuza çıkmasaydı. Anlatacaklarım o kadar çok ki. Evlilik giriÅŸimlerim oldu. Uzun boylu esmerce bir kızdı. Göz çukurlarının altında çilleri vardı. KonuÅŸunca bir kadeh sunulurdu. Kanmak bilmezdin, içtikçe içesin gelirdi. Olmadı kısmetsizlik dediler. Falanın nazarı filanın gözü dediler. Yahu kimseye suç bulmayın dedim. Hani senin söylediÄŸin gibi ‘’ her kim ki kendini bulmalı önceÂ’Â’ bende kendimi arıyorum. Buldum aslında bu günlerde. İyice uykum geldi. Ama direniyorum senle konuÅŸmak için.Kaç zamandır geleceksin diye, en sevdiÄŸin meyvelerden aldım.  Rakıyı da eksik etmiyorum dolaptan. Biliyor musun kendime kocaman bir kitaplık yaptım. DoÄŸudan, batıya kimler yok ki yanımda. Åžu koskoca tekil yalnızlığımda. ÇoÄŸul dostlarım benim hepsi. Delirdim filan zannetme, kimsesizlik zordur. Bilirsin kardeÅŸim sende. Erken yaÅŸta hayat ‘’ merhaba ‘’ dedi ikimize de, Geçen rüyamda gördüm. Evet seni geçen gün rüyamda gördüm. Mahallede ki sarı taÅŸlı ahÅŸap balkonlu evin önündeymiÅŸiz. Biri daha vardı. Onca yıl olmuÅŸtu çıkaramadım simasını, galiba selimdi. Her zamanki gibi üçümüz sarı taÅŸlı binanın önünde ki taÅŸ duvara oturmuÅŸtuk. Senin gri kumaÅŸ pantolonun vardı. Paçaları İspanyol olan, yeÅŸil baÄŸrı açık yakaları kolalı gömleÄŸin vardı. Selimi pek anımsayamıyorum o kadar uzun zaman oldu. Benim üstümde her siyah bir balıkçı yaka kazak, altımda siyah keten pantolonum vardı. Sen girdin ilk söze ‘’ KartpostalÂ’Â’ dedin. O günlerde meÅŸhurdu. Mahallede ki remziye teyzelerin Almanya da ki agabeyi yılbaÅŸlarında gönderiyordu. Aklıma ilk o gelmiÅŸti. Ondan mı bahsediyorsun dedim sana, gülümsedin kardeÅŸim, sesini bile öyle özlemiÅŸim ki, beraber koÅŸarak anca ikinci arasına yetiÅŸtiÄŸimiz yazlık  sinemaya kaçak giriÅŸlerimizde ki, ÅŸimarıklıgının sesi geldi kulagıma. Bitmesin istedim, gerçi rüya olduÄŸunu da bilmezdim ya uyanmak bu güne de kötü sürpriz gibi dayanmasaydı kapıma. Çok bir iÅŸ yapar halim kalmadı. Okuyorum, yazıyorum öyle büyük iÅŸlerde deÄŸil hani. Birkaç tanıdık arkadaÅŸ hatırına köşe yazıları yazıyorum. Gazetede, sahi en son İstanbulÂ’daydın , ziyaretine gelmek istedim her gün, gece iÅŸte elimde deÄŸildi o günler keyfim yetince gelemiyordum. Seni çok bekledim. Gelenden gidenden haber sordum. Gelecek dediler. Sonra epey sonra öğrendim. KardeÅŸim iki gözüm gelemezmiÅŸsin.

  Resme merakın vardı. Åžimdi ne tablolar yapmışsındır. Åžiir okurdun sesli sesli, küçükten yazardın da gerçi okumadık derdi, gazete bırakmadım ama görmedim senin yazılarını. Dayanamayıp yakmışsındır sen narin yüreÄŸin dayanmazdı. Mahalleden hatırımda kalmış alt mahallede ki siyah boyalı kapısı olan evde ki at kuyruklu kızı. Ne sevmiÅŸtin, uÄŸruna yaşının verdiÄŸi çılgınlıkla da, yaptıklarını düşününce. Dayanmamıştır senin o yufka yüreÄŸin, yakmışsındır. Åžiirlerin hassastı, sevgiydi. Aklıma geldikçe üzülüyorum. Neden bırakmıştık birbirimizi, sahi ne olmuÅŸtu sen, ben ve selim nasıl ayrılmıştık.Bak zaman nasılda geçiyor. Bu gün altmış sekizi geçti. Saat on ikiyi geçti. Yorgunluk çöktü, uyku çöktü yine evin pencerelerine. UÄŸultulu ÅŸarkı söylüyor gece, odun sobam yanıyor. Çay da hazır, ne var çıkıp gelsen, saçların beyazlamıştır. Alnında kırış kırıştır ÅŸimdi, yakışıklı kardeÅŸim anımsadığım hatıramızı saklıyorum sır gibi içimde. Gömülü sandıkları bulur insanlar gün gelirde. İçimi açacak bir anahtar olmaz senden baÅŸka.

Gözlerin aklımda halen sanki o gün veda ediyordun. Gidiyordun gözlerin dolu dolu olmuştu. Gökyüzüne bakardın ne zaman gözlerin dolsaydı. O gün veda ediyordun. İçime oturmuştu gözlerin. Başka resimlerin de vardı. Ama gözlerin, daha başka bakmıştı o gün, cumartesi öğleden sonra son kez bizim mekanda buluştuğumuzda. Konuşmamıştın pek neşende yoktu.

Okuma: 1463, Tarih: 27 Þubat 2017 Pazartesi
Copyright © 2017 muhammedtiyek.com Tüm Hakları Saklıdır.